Bir Annelik Oyunu Oynuyorum Sanıyordum

Cumartesi, Haziran 19th, 2010

Bir annelik oyunu oynuyorum sanıyordum.

Ben bir evcilik oyunundaydım ve oyun bitecek sanıyordum. Çok zamanımı aldı bu duygunun, bu yaşadıklarımın bir oyun olmadığının farkına varmak. Oysa anlamalıydım, bilmeliydim, zira Hamza’nın gözleri bir oyun olmayacak kadar gerçekti. Kokusu vardı sonra, bana buram buram anne olduğumu hatırlatan. Hiç biri oyun değildi, gerçekleşmesine inanamadığım bir duyguydu Ondandır ki inanmam uzun sürdü.Tarayıcınız bu resmin gösterilmesini desteklemiyor olabilir. Sen ulaşılmaz bir mutluluktun yüreğimin bir köşesinde ümitle beklenen, hep özlenen ve sen gerçektin ve ben gerçekten anneydim. Anneydim senden sonra her şeyi bir yana bırakıp sadece sana yönelen. Sağda sen, solda sen, her yerde sen. Beşere de nasip olmuş merhameti, en sonsuzluğuyla yüreğime getiren de sendin. Senden sonra her şey, senin olduğun yerde başladı hayatımda. Senden sonra, senden öncesini unuttum. 
Unuttum en sevdiğim şey olan yazmaya vakit ayırmayı.
Unuttum kalemin sevdiğim kokusunu bir kağıdın üzerinde.
Unuttum şiir okumayı, unuttum şarkıları, ezgileri.
Unuttum daha önce bildiğim siyahı gözlerinden sonra.
Unuttum dünyanın lezzetlerini senden sonra, unuttum dünyanın yaşam için gerekli olan işlerini.
Unuttum ocağın üzerinde yemeği, unuttum işe gitmeyi, unuttum gezmeyi tozmayı, unuttum gece yarısı parklarda yıldızlara bakıp sallanmanın verdiği hazzı, unuttum içimdeki çılgın ve asi ve mutsuz ruhu, unuttum sokaklarda çılgın gibi bisiklet sürmeyi gece yarıları.
Evden çıkarken çantama kendi eşyalarımı koymayı da unuttum. Seni uykunda bırakıp işe giderken ve aklım sendeyken, binince donmuşa, vakit senden uzakta güzel geçsin diye çantamı açıp kitap çıkaracakken, senin ıslak mendillerini ve bezlerini görürdüm. Gülerdim ve birileri görür diye kapatırdım çantayı, ben mutlu olurdum ama insanlar nerden bilecek benim böyle bir deli dalgın aşık olduğumu. Ne arar çantada senden sonra kitap, emziğin, bezlerin, mendillerin kitaba yer bırakmadı. Yine yazacaktım, yine okuyacaktım elbet ama her şeyden önce sen vardın. Varlığında hiçbir şeyin yokluğunu aratmıyordun. Senden uzaktayken geliyordu aklıma okumak o zamanda dün senden kalanlar oluyordu yanımda kitap yerine. Bunların hiç birine gerek duymadım zaten, çünkü artık tek şiirim sendin sen yazılmıştın ve senden güzel şiir olmazdı. Senin gözlerinden okuyordum her şeyi, artık ne hacet vardı kitaba. Senin kokun vardı mürekkepten, tahta kalem kokusundan güzel, silgi kokusuna gerek yoktu silgiye de. Zira sen silmiştin kötü ve yanlış olan her şeyi gül yüzünle, sen en güzel besteydin, hayatımın ezgisiydin, sen gözlerinin karasında ak pak bir dünya gördüğümdün. Bütün bunların yanında yapılacak en güzel şeydi sen uyanıkken gözlerine bakmak, sen uyurken gül yüzüne…
Senin yanında; hiç bakma gereği duymadığım öbür yanımdaydı dünya. Çünkü sen zaten bir dünyaydın Rabbin bana sunduğu. Sen hep dua et Yaradan’a olur mu? Annenin şükrü ve inancı kavi olsun diye, şükür hiç bitmeyen borcu olsun diye, sen varsın diye ve sen hep ol diye…

Tags: , ,

Leave a Reply