Ne ki Dünya, Üç günlükten başka…

Cumartesi, Haziran 19th, 2010

Ne ki dünya, üç günlükten başka,
ne ki dünya, bir uykudan başka,
ne ki dünya, bir nefes almaktan ve vermekten başka,
ne ki dünya, senden ve benden başka,
ne ki, dünyaya bu kadar sıkıntı yakışıyor,
ne ki dünya, onca zulüm yaşıyor,
ne ki, dünyada masumiyet bu kadar pahalı,
ne ki, dünya da insanca yaşamak bu kadar zor,
ne ki, dünyada sevmek bu kadar zor,Tarayıcınız bu resmin gösterilmesini desteklemiyor olabilir. ne ki, dünya da vefanın adı silindi,
ne ki, dünyada güvenmek bu kadar zor.
Nesin ki sen dünya, sen de ben yaşayamıyorum. 
Nesin ki sen, seninle anlaşamıyorum. Bir ben varım sende, birde benim gibi yaşayan diğer insanlar, sen misin bizi kirleten yoksa biz miyiz seni kirleten? Biz ki, korkarız yardım etmekten insanlara, ya iyilik taş olup düşerse diye başımıza. Biz ki korkarız insanlara özgürlük vermekten, ya bir gün bizi tutsak yaparlarsa diye. Biz ki kendi güvenliğimiz için insanları acımadan harcayan, özgürlük ve adalet bahanesiyle zulüm yağdıran, biz ki ya bir gün karınları doyup ta bizi aç bırakırlar korkusuyla ambargo koyan siyah küçük çocuğun rızkına. Biz ki elimizi uzatmaktan korkan onlara, ya kolumuzu kaptırırsak diye.
Biz ki zulüm penceresinden bakmaya alışmış, merhamet kapılarını açmayı unutmuş. Biz ki artık dinlediğimiz vicdan değil, nefis olmuş sadece. Birbirimizi dinlerken bile bir yandan kulağımız hep nefsimizde karşımızdakinin her sözünden bir mana çıkarmak duygusuyla yaşayan.. Biz ki kötülüğün küçüğü de bizde, büyüğü de. Biziz seni kirleten ey dünya, sana yalan dünya diyende biziz. Çünkü yalanlarımızla kaplamışız her yerini, kötülüklerimizin kılıfısın sen. Dünya kötü deyip, içinden çıktığımız bahanelerimizsin. Sen bizimle baş edemezsin, senin çapın büyük bizim nefsimiz.
Bir çocuk sığınarak kurtulur, sende yaratılan her taşa, her toprağa, her bitkiye, ama bize sığınarak kurtulamaz, çünkü bizim hep önce ben diyen, önce para diyen, önce kibir, enaniyet diyen bir nefsimiz var. Biz ancak kötülüğümüzü ve kendimizi barındırırız, ey yalan kılıp, yalan dediğimiz dünya. Sen sadece bize hizmet için yaratılmış bir yerküresin, ama senin hizmetin yetmedi nefsimize. Bizde içimizdeki bütün kötülüklere hizmet etmek için seferber olduk büyüttük onu ve büyüdükçe nefsimiz, küçüldük biz. Keşke çınar ağacı gibi yaşımız büyüdükçe, olgunluğun simgesi olsaydı başımız ver hep yerde olsaydı. Oysa biz öyle kaldırdık ki başımızı, ne bastığımız çiçekleri görebildik, ne basarak yükseldiğimiz insanların onurunu, ne de çocukların masum ışıl ışıl gözlerini görebildik. Kör olduk, bir çocuğa bile hakkımız helal edemeyecek kadar vicdansız olduk, çünkü sadece BEN olabildik dünya, sadece BEN (nefis)…
Değilsin hiçbir kötülüğün müsebbibi sen, seni kirlettiğimiz için herkes adına özür diliyorum senden. Özür diliyorum bütün çocuklardan ve bir akbabanın açlıktan ölmesini beklediği siyah tenli, gül yüzlü, masum yürekli savunmasız çocuktan bütün yüreğimle özür diliyorum, özür diliyorum bütün zulme uğrayanlardan, özür diliyorum gözü yaşlı annelerden gözyaşlarımla. Özür diliyorum vicdanımdan nefsimi ondan büyük tuttuğum için, özür diliyorum ve hakkımı helal ediyorum kainattaki her zerreye, her çocuğa!(çocuklarda bile hak arayacak kadar küçüldük maalesef helallik dilememiz gerekirken) Ve her mahluka.

Leave a Reply

Copy Protected by Chetan's WP-CopyProtect.