Önce söz vardı

Cumartesi, Haziran 19th, 2010

Her şeyden önce, senden de benden de önce ve sözde yalan yoktu, korku yoktu ve söz sadece güzeldi. En büyük sözle üflenmişti bedenlerimize can. “Kûn feyekûn” “Ol.” denmişti oluvermiştik.
Kainatın özüydü söz. Senin de, benim de, hepimizin özünde en özge yerindeydi söz. Sözden sonra, sözle varolmuştuk. Söz bizden büyüktü.
Ben hep korktum sözden. Sözün hikayesinden sonra ve bütün benliğimle söylenmemiş-söylenememiş sözlerin gölgesinde yaşadım. Çok şey söyleyecek zamanlarım oldu, ama hep döndüm kıyısından, “ya pişman olursam” diye esirgedim hep sözü…
Evet söz büyüktü ve ben küçüktüm. Kaç sözün altında ezildim, kaç kez kendimden büyük sözler ettim ve sözlerim büyüdükçe ben o kadar küçüldüm. Şimdi küçük sözlerden bile korkuyorum.
“Dilinden çok çekersin.” diyordun ya… Emin ol, çok çektim Anne. Ama merak etme şimdi hiç dönmüyor dilim. Kaleme döküldü bütün sözlerim ve hesap vermiyorum artık hiç kimseye. Soranlara, “Kalem öyle yazmış.” diyorum ve kalemim susunca dilimden bir tek söz çıkıyor “neden yazmıyorsun kalem?”
O sözü de kalem hiç takmıyor. Canı isteyince yazıyor ve çıkıyor birkaç kelam ortaya. Zaten benim de söyleyecek hiçbir sözüm kalmamış. Yüreğim konuşuyor hergün. Ben sadece dinliyorum. “Aramızda kalsın” diyor yüreğim bütün sözlerim, Ben de aramızda bırakıyorum bütün sözleri. Hiç kimseye söylemiyorum zaten.
Söyleyemiyorum dedim ya… Korkuyorum, ağzımdan çıktığı an bana hükmetmesinden ve geri dönememekten korkuyorum. Kalem dinliyor bazen bizi konuşurken ve galiba yazıyor yüreğimden çaldığı lafları hiçbir telif hakkı ödemeden. Hepsini kendine mal ediyor, “Ben yazdım.” diyor ve böylece yüreğimde hesap vermekten kurtuluyor lal olmuş dilim gibi. Benim konuşmaktan korktuğum kadar, hissetmekten korkuyor yüreğim de. Tıpkı korkmayı başarmış gözlerim gibi, hala bitmemiş sözlerim gibi.
Hani bir gün yüreğine hükmetmeye çalışmışlardı ve hüzünle dolu şu sözleri söylemişti ya o çaresiz kız;
“Yaşarsın engellerler,
Konuşursun sustururlar
Ellerine kelepçe vururlar
Yüreğine zincir vuramazlar ya….”
Doğru demişti. Doğru demişti, ama, yalan olmuştu bu sözler çünkü yüreğe çoktan zincir vurmuşlardı.
Yüreğe düşen her sevda yasaktı birileri için ve sevdaya söylenecek sözler için konulmuştu bütün yasaklar. Ondandır, sana bu kadar iş düşüyor kalemim. Sen yazabildiğin kadar yaz. Nasılsa bir gün zincir vurulmuş yüreğim gibi kelepçe vururlar sana da ellerime de…
Çünkü bilemediler ve bilemiyorlar ki, aşk hiç yasak olmadı kâinatta, sevda kuşun kanadındaydı ve hep özgürdü oysa…
05 Nisan 2009

Tags:

Leave a Reply