Bir Can Sıkıntısıydı Beni Sana Getiren.
Bir can sıkıntısıydı beni sana getiren.
“Seni bilmek” fikrinin bende doğuşu, hayatıma yeni bir yön vermeye niyetlendirmişti beni. Yapayalnız hissediyordum kendimi, ruhum yanlış sulara yelken açıyordu, beynim yanlışların ekseninde dönüp dolaşıp doğru koordinat bulmaya çalışıyordu.
Bir çırpınışın içinde kaybolup sürüklenirken, bir anafora doğru kasvet içre bir hayattan kurtulmanın yollarını arar iken, güzel bir insanın sözleri bir yıldırım gibi düşüyor aklımın bir tarafına.
“Kasvet yüklü bulutlardan ümit ve sevgi yağmurları yağdırmak bizim elimizdedir.” devamını oku
Bir Annelik Oyunu Oynuyorum Sanıyordum
Bir annelik oyunu oynuyorum sanıyordum.
Ben bir evcilik oyunundaydım ve oyun bitecek sanıyordum. Çok zamanımı aldı bu duygunun, bu yaşadıklarımın bir oyun olmadığının farkına varmak. Oysa anlamalıydım, bilmeliydim, zira Hamza’nın gözleri bir oyun olmayacak kadar gerçekti. Kokusu vardı sonra, bana buram buram anne olduğumu hatırlatan. Hiç biri oyun değildi, gerçekleşmesine inanamadığım bir duyguydu Ondandır ki inanmam uzun sürdü.
Sen ulaşılmaz bir mutluluktun yüreğimin bir köşesinde ümitle beklenen, hep özlenen ve sen gerçektin ve ben gerçekten anneydim. Anneydim senden sonra her şeyi bir yana bırakıp sadece sana yönelen. Sağda sen, solda sen, her yerde sen. Beşere de nasip olmuş merhameti, en sonsuzluğuyla yüreğime getiren de sendin. Senden sonra her şey, senin olduğun yerde başladı hayatımda. Senden sonra, senden öncesini unuttum. devamını oku
Yaşamın Kıyısından Bir Hikaye
Yaşamın kıyısında hissetmedim kendimi hiç, sımsıkı sarıldım hep, tutundum hep.
Çünkü benim beklediklerim vardı, çünkü sevgilerim vardı, çünkü aşk denen şey vardı ve bir ömür beklemeye değerdi, ondandır ki hayat ucuz değildi. Dünyanın en zengini olunsa dahi geri getirilemeyecek satın alınamayacak tek şeydi hayat. Bize sunulan en büyük lütuftur yaşam, o lütfu elimizin tersiyle itmek yerine avuçlarımızın içine almalıyız. Hiçbir hayat kıyısında yaşayacak kadar ucuz değildir. Ama bu sabah evden işe giderken tesadüfen gördüğüm bir olay, olay değil aslında bir denklaşör basımı kadar kısa bir anda gördüğüm, bir anlık senaryoda büyük rol alan adam öyle düşünmüyordu herhalde, şayet düşünseydi hayatın ne kadar kıymetli olduğunu, araçların hızla ilerlediği bir yolda koşarak kendini önde giden aracın römorkuna öyle atmak için uğraşmazdı herhalde. Bir strateji izledi mi bilmiyorum ama başardı, o zamanlamayı ayarlayabildi. devamını oku
Ruhum Sonbahar
Mevsim bahar.
Hadi gel ey yar, ruhum sonbahar.
Yalnızlığın orta yerinde, kimsesizliğin ızdırabını yaşarken bir akşam, güneş batarken ufukta ve umutlarımı da alıp götürürken beraberinde, ben bakarken pencereden ağaçtaki son yaprağın akıbetine, gezinirken bir ümit bekleyişinde, cismi ses vermeyen bir ruh misali gözlerinle bana gelecek bir mavera iklimi, ellerinle sunulacak bir rahmet yağmuru bekliyorken kurumuş vahalarıma.
Sen geleceksin değil mi yitik bir türküyü yeniden bestelemeye? Tutacaksın değil mi soğuktan titreyen ellerimi. Bak geçiyor mevsimi bahar, bak yürek sonbahar, bütün yapraklarını rüzgara kaptırmış, yok hiçbir siperi öyle ulu orta yere koymuş özlemini, sevgisini, akıbetini sen nasılsa geleceksin ve esirgeyeceksin diye. Güneş batmış, vakit akşam, gözlerim alıyor kendini boşluktan.
Gel gayri gel de yüreğimin rengini beyaza çalsın gözlerinin siyahı.
Gayrı gel
Gel gayrı.