Seninle geçen 3 yıl…

Cumartesi, Haziran 19th, 2010

Sen mi büyüdün, yoksa ben çocuk mu oldum?
Ben sana büyümeyi öğretirken, sen de bana oynamayı öğrettin.
3 yıl önceki bu gece de…
Biraz uzakta Kale’deki çalar saatin sesini duyacak yakınlıkta, pencerenin ötesinde sen vardın. Dünya bir bebeğin sesini ilk kez duyalı daha saatler olmuştu sadece…
Seninle ağlamak sensiz gülmekten tatlıdır…
Ama sen ağlayınca artık bir daha deprem yapmaya gerek yok. Ağlamanı susturacak o eller, şimdi uzaktayken… Dur şimdi ağlama.
Duy o sesi!
Duyuyorum sesini… O kelimelerle tarif edilemeyecek güzellikte sesini. Öylece bir dere kenarında sakin akan suyun yanındaki sessizlik kadar, fırtınalı geceden sonra sabahın ilk ışığında dalgaların sonuncusundan da sonra gelen sessizlik kadar güzel sesini…
Yaşa o hayatı…
Bir çocuğa anne olmak, baba olmak… Ya da bir çocuğunun, sana ait dünyanın tek hakimi olması. Onunla oynayınca kazanacağın bir dünya. Onunla yorulunca kazanacağın bir dünya.
Onunla çocuk olunca, çocuğunu büyüteceğin bir hayat…
Bir baba, oğlu büyüdükçe yüreği büyüyen, oğlu büyüdükçe kendi çocuklaşan, yırtılan oyuncağıyla, ses çıkaran kamyonuyla, baba-oğul hayata meydan okuyan…

Tags:

Leave a Reply