Sonbahar’ın Sonuna Doğru
Yol alıyoruz. Parklardaki o güzel ağaçlarda dökülecek yaprak kalmadı belkide. Kışa doğru yol alıyoruz. O soğuk, o dondurucu soğuk bizi içine doğru çekiyor. Sıcak elbiselerimizden bizi çıkarıp yakıcı soğuğun içine doğru var gücüyle çekiyor.
Halbuki güneş elini eteğini çektiğinde bu coğrafyadan güzel bir rüya gibi başlamıştı herşey. Yapraklar o boğucu yeşilliklerinden kurtulup sarının bütün tonlarını bize göstermekte adeta yarışırken herşey tam bir şölen gibiydi.
Ölüme doğru giderken bir şölen havasındaydı bütün ağaçlar. Yapraklarını birer birer bırakırken toprağın bağrına belki de farkındaydılar yeni bir baharda tekrar doğacaklara can olacaklarının.
Ama şimdi… O ılık, o serin sonbaharın başlangıcı yok. Şimdi soğuk gelecek. Şimdi şen şakrak düşecek binlerce yaprağın hiçbiri yok. Şimdi yapayalnız. Rüzgar esince bütün bedenine değiyor ağaçların. Yağmur yağınca her yanı aynı anda ıslanıyor. İşte bu acı.
İşte bu belki de en acısı. Dağ gibi ağaçlar ayaktayken sonbaharın gidişini bu denli canı yanarcasına hissederken, düşen bir yağmur damlasına bütün varlığıyla bir anda mağlup olurken…
O zayıf yapraklar, şimdi toprağın altında toprakla bir olmuş o zayıf yapraklar… Halleri nice olur.
Ya insan?
Bir ömürlük dünya saltanatının bitişini sonbaharda farkeden insan. Artık yeterince geç kalmadı mı insanoğlu?
Bak sonbaharda bitiyor. Artık kış geldi. Ömrü boyunca bir ağacın dalında kulluğunu yerine getiren yapraklar toprağın altında kaybolurken, insan sırtında bunca yüküyle toprağın altında da rahata ereceğini sanıyormuşcasına… Ne bu umursamazlık böyle.
Sonbahar bile bitiyor. Aylardan Kasım. Yıl bitiyor. Ömür bitiyor.
16 Kasım 2009
Tags: Sonbahar'ın Sonuna Doğru