<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sonbaharda Doğmak &#187; annelik duygusu</title>
	<atom:link href="http://www.sonbahardadogmak.com/tag/annelik-duygusu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sonbahardadogmak.com</link>
	<description>Hadi gel ey yar, ruhum sonbahar.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 19 Aug 2010 21:12:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Bir Annelik Oyunu Oynuyorum Sanıyordum</title>
		<link>http://www.sonbahardadogmak.com/bir-annelik-oyunu-oynuyorum-saniyordum.html</link>
		<comments>http://www.sonbahardadogmak.com/bir-annelik-oyunu-oynuyorum-saniyordum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Jun 2010 09:33:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[anne olmak]]></category>
		<category><![CDATA[annelik]]></category>
		<category><![CDATA[annelik duygusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sonbahardadogmak.com/?p=11</guid>
		<description><![CDATA[Bir annelik oyunu oynuyorum sanıyordum. Ben bir evcilik oyunundaydım ve oyun bitecek sanıyordum. Çok zamanımı aldı bu duygunun, bu yaşadıklarımın bir oyun olmadığının farkına varmak. Oysa anlamalıydım, bilmeliydim, zira Hamza’nın gözleri bir oyun olmayacak kadar gerçekti. Kokusu vardı sonra, bana buram buram anne olduğumu hatırlatan. Hiç biri oyun değildi, gerçekleşmesine inanamadığım bir duyguydu Ondandır ki inanmam uzun sürdü. Sen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Bir annelik oyunu oynuyorum  sanıyordum.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Ben bir evcilik oyunundaydım  ve oyun bitecek sanıyordum. Çok zamanımı aldı bu duygunun,  bu yaşadıklarımın bir oyun olmadığının farkına varmak. Oysa  anlamalıydım, bilmeliydim, zira Hamza’nın gözleri bir oyun olmayacak  kadar gerçekti. Kokusu vardı sonra, bana buram buram anne olduğumu  hatırlatan. Hiç biri oyun değildi, gerçekleşmesine inanamadığım  bir duyguydu Ondandır ki inanmam uzun sürdü.<a name="0.1_graphic32"></a><img src="https://mail.google.com/mail/?name=d33be9805ff33117.jpg&amp;attid=0.1&amp;disp=vahi&amp;view=att&amp;th=125850ffc79f1b84" alt="Tarayıcınız bu resmin gösterilmesini desteklemiyor olabilir." width="1" height="1" /> Sen ulaşılmaz bir mutluluktun yüreğimin bir köşesinde ümitle  beklenen, hep özlenen ve sen gerçektin ve ben gerçekten anneydim.  Anneydim senden sonra her şeyi bir yana bırakıp sadece sana yönelen.  Sağda sen, solda sen, her yerde sen. Beşere de nasip olmuş merhameti,  en sonsuzluğuyla yüreğime getiren de sendin. Senden sonra her şey,  senin olduğun yerde başladı hayatımda. Senden sonra, senden öncesini  unuttum. <span id="more-11"></span><br />
Unuttum en sevdiğim şey olan yazmaya vakit ayırmayı.<br />
Unuttum kalemin sevdiğim kokusunu bir kağıdın üzerinde.<br />
Unuttum şiir okumayı, unuttum şarkıları, ezgileri.<br />
Unuttum daha önce bildiğim siyahı gözlerinden sonra.<br />
Unuttum dünyanın lezzetlerini senden sonra, unuttum dünyanın yaşam  için gerekli olan işlerini.<br />
Unuttum ocağın üzerinde yemeği, unuttum işe gitmeyi, unuttum gezmeyi  tozmayı, unuttum gece yarısı parklarda yıldızlara bakıp sallanmanın  verdiği hazzı, unuttum içimdeki çılgın ve asi ve mutsuz ruhu,  unuttum sokaklarda çılgın gibi bisiklet sürmeyi gece yarıları.<br />
Evden çıkarken çantama kendi eşyalarımı koymayı da unuttum. Seni  uykunda bırakıp işe giderken ve aklım sendeyken, binince donmuşa,  vakit senden uzakta güzel geçsin diye çantamı açıp kitap çıkaracakken,  senin ıslak mendillerini ve bezlerini görürdüm. Gülerdim ve birileri  görür diye kapatırdım çantayı, ben mutlu olurdum ama insanlar  nerden bilecek benim böyle bir deli dalgın aşık olduğumu. Ne arar  çantada senden sonra kitap, emziğin, bezlerin, mendillerin kitaba  yer bırakmadı. Yine yazacaktım, yine okuyacaktım elbet ama her şeyden  önce sen vardın. Varlığında hiçbir şeyin yokluğunu aratmıyordun.  Senden uzaktayken geliyordu aklıma okumak o zamanda dün senden kalanlar  oluyordu yanımda kitap yerine. Bunların hiç birine gerek duymadım  zaten, çünkü artık tek şiirim sendin sen yazılmıştın ve senden  güzel şiir olmazdı. Senin gözlerinden okuyordum her şeyi, artık  ne hacet vardı kitaba. Senin kokun vardı mürekkepten, tahta kalem  kokusundan güzel, silgi kokusuna gerek yoktu silgiye de. Zira sen  silmiştin  kötü ve yanlış olan her şeyi gül yüzünle, sen en güzel besteydin,  hayatımın ezgisiydin, sen gözlerinin karasında ak pak bir dünya  gördüğümdün. Bütün bunların yanında yapılacak en güzel şeydi  sen uyanıkken gözlerine bakmak, sen uyurken gül yüzüne…<br />
Senin yanında; hiç bakma gereği duymadığım öbür yanımdaydı  dünya. Çünkü sen zaten bir dünyaydın Rabbin bana sunduğu. Sen  hep dua et Yaradan’a olur mu? Annenin şükrü ve inancı kavi olsun  diye, şükür hiç bitmeyen borcu olsun diye, sen varsın diye ve sen  hep ol diye…</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sonbahardadogmak.com/bir-annelik-oyunu-oynuyorum-saniyordum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
