<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sonbaharda Doğmak &#187; can sıkıntısı</title>
	<atom:link href="http://www.sonbahardadogmak.com/tag/can-sikintisi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sonbahardadogmak.com</link>
	<description>Hadi gel ey yar, ruhum sonbahar.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 19 Aug 2010 21:12:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Bir Can Sıkıntısıydı  Beni Sana Getiren.</title>
		<link>http://www.sonbahardadogmak.com/bir-can-sikintisiydi-beni-sana-getiren.html</link>
		<comments>http://www.sonbahardadogmak.com/bir-can-sikintisiydi-beni-sana-getiren.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Jun 2010 09:34:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[can sıkıntısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sonbahardadogmak.com/?p=14</guid>
		<description><![CDATA[Bir can sıkıntısıydı beni sana getiren. “Seni bilmek” fikrinin bende doğuşu, hayatıma yeni bir yön vermeye niyetlendirmişti beni. Yapayalnız hissediyordum kendimi, ruhum yanlış sulara yelken açıyordu, beynim yanlışların ekseninde dönüp dolaşıp doğru koordinat bulmaya çalışıyordu. Bir çırpınışın içinde kaybolup sürüklenirken, bir anafora doğru kasvet içre bir hayattan kurtulmanın yollarını arar iken, güzel bir insanın sözleri bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a name="0.1_graphic33"></a><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Bir can sıkıntısıydı beni sana getiren.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">“Seni bilmek” fikrinin  bende doğuşu, hayatıma yeni bir yön vermeye niyetlendirmişti beni.  Yapayalnız hissediyordum kendimi, ruhum yanlış sulara yelken açıyordu,  beynim yanlışların ekseninde dönüp dolaşıp doğru koordinat bulmaya  çalışıyordu. <a name="0.1_graphic34"></a><img src="https://mail.google.com/mail/?name=d33be9805ff33117.jpg&amp;attid=0.1&amp;disp=vahi&amp;view=att&amp;th=125850ffc79f1b84" alt="Tarayıcınız bu resmin gösterilmesini desteklemiyor olabilir." width="1" height="1" /> Bir çırpınışın içinde kaybolup sürüklenirken, bir anafora doğru  kasvet içre bir hayattan kurtulmanın yollarını arar iken, güzel  bir insanın sözleri bir yıldırım gibi düşüyor aklımın bir  tarafına.<br />
“Kasvet yüklü bulutlardan ümit ve sevgi yağmurları yağdırmak  bizim elimizdedir.” <span id="more-14"></span><br />
Ve şekilleniyor, bütün düşündüklerim bu söz etrafında, küçücük  odamda fırlatıyorum yanlışa dair ne varsa elimde, yüreğimde, savuruyorum   rüzgâra. Hiç geri gelemesinler diye darağacına asıyorum bütün  yanlış düşüncelerimi. Sen kafamdaki en karmaşık soruların bile,  en yalın ve en doğru cevabıydın. Evet, Sen hiçbir yanlışın silemeyeceği  tek doğru cevabımdın. Ben seni bulmuştum ve bu mutluluk kalan ömrümde  bütün mutluluklara ulaştıracaktı beni. Sen o kadar aşikâr olduğun  halde, nasıl görmedi gözlerim seni bunca yıl, nasıl heba oldu bunca  yıl sensiz.<br />
Sen sabahların ılık rüzgârlarıyla geldin yüreğime her şeyin  bittiğini düşündüğüm bir temmuz sabahında çaldın kapımı  ve ben o kapıyı hiç kapatmaksızın açtım sana, sevdim seni hiç  kimseyi sevmediğim kadar. Sen bad-ı sabanın en güzeliydin. Ayın  ondördünü-son dördünü bilmem. Sen ayın en güzel haliydin, kâinatın  güneşi, güneşin kâinatıydın. Dikeni olmayan tek güldün Sen.  Seni bilmek efsunlu bir iklime saldı ruhumu, böyle bir şey yaşamamışım  ya da ben hiç yaşamamışım. Gözlerini kapatıp öyle gülümseyen,  açarsa gözlerini seni göremeyeceğini düşünen o kız var şimdi  aklımda. O görmüştü seni, sen onu seçmiştin ya da o seni seçtiği  için görünmüştün ona. Onun yerinde olmayı çok istemiştim ama  ben hiç onun yerinde olamadım. Onun kadar sevmeyi beceremedim seni.  Çünkü benim içimde büyüttüğüm en büyük şey nefis olmuştu  sözün hülasasında ve nefsin içinde bir sürü şey. Bir seni bulmuştum  mutluydum, bir seni kaybetmiştim kendi içimde mutsuzdum. Ama sen vardın  ve hep bulduracaktın kendini bana. Sen kâinata güneşsen bana da  sabahsın karanlık gecelerde aysın, yıldızların en parlağı bana  yol gösteren kutup yıldızısın. Senin için çok güzel bir şey  herkesin sevgilisi olmak, Sen öyle güzelsin ki herkes seviyor seni.  Ama ben, seni herkesle paylaştığım için biraz mahzunum, öyle  sahiplendiğimsin  sen.<br />
Bir kitap yazmak isterdim sadece tasvirlerle seni anlatan, ama o kitabı  hiç bitiremeyeceğim için bana kızmandan korkuyorum. Bu kalp bu yürekte  çarptıkça ve dünya döndükçe seni anlatmak ya da anlatamamak,  her Kutlu Doğum’da bir paragrafını bitirmiş olurdum belki, çünkü  sen öyle çoksun ve kelimeler öyle noksan. Çünkü Sen, uğruna bir  kâinat yaratılansın. Çünkü Sen bir kâinatın kurtuluşu için  bedene üflenen cansın. Diyor ya şair, “sözlere sığmayan şiir  gibisin” yazdıkça çoğalan sevdikçe sevilen, anlattıkça, yazdıkça  ziyadeleşen, yaşanan bir destansın. Teşbihte hata olur seni her  anlatışım.<br />
Mevzu Sen’sen ki Sensin, sen her söze yetensin<br />
Sözün anlatmaya yetmediğisin.<br />
Sen şefkat şefkat Nebisin,<br />
Fikrin ilhamısın.<br />
Mevzu Sen’sen ki sensin<br />
söz sükut, kalem aciz…</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sonbahardadogmak.com/bir-can-sikintisiydi-beni-sana-getiren.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
